Şubat-Mart 2004 civarı başlayan bir rüya.Belki yaz tatilinde İstanbul'da kendi alanımda bir staj yaparım.Zira mekanın İstanbul olmasından öte bir gerçek var ki o da alanımda bir staj yapmam gerekliliği.Yabancı asıllı şirketlere baktığınızda başvuruları çoktan kapandığını görüyorsunuz.Biraz yardım ile ve babam ile konuşarak Oyakbank Genel Müdürlük İnsan Kaynakları için onay aldık :)Bu süper İnsan Kaynakları'nda tam 2 ay boyunca hem de İstanbul'da çalışma fırsatı.Her anlamda benim için çok iyi olacağına inanıyorum.
Ayvalık'tan dönülür 3-4 gün içinde bavullar hazırlanır, ve Müge hazırlanır:),Offf tanrım o son gün otobüse nasıl yetiştik bir ben biliyorum.Neyseki babamın da bir randevusu olması nedeni ile birlikte gidiyoruz.Heyecanla ve umutla başlayan bir yolculuk.Kalkı yeri :İzmir, varış yeri:İstanbul.Veee sabah saat 9 sularında.Artık Gümüşsuyundayız.Saolsun canım arkadaşım Levent gelmiş.Sabahın köründe kalkıp bizi karşılamaya:) görmeyeli de uzun zaman olmustu.Babamın randevusuna yaklaşık 20 dakika var sözüm ona Levent'lerde traş olup giyincekti.Ama malesef zor göründüğü için ,o otobus şirketinin yazahanesınde giyinmeye karar verdi bile.Benim çok eşyam olduğunu mu söylediler size...Yalannn..2 ay için son derece makul bir şekilde 2 bavul götürdüm(Biri braz büyükçeydi sadece)Ama sizde hak verin 2 ay çalışıcam,gezicem e kolay değil değil mi?Babam giyine dursun biz Levenet ile atladık taksiye Leventlerin eve gidiyoruz ki bavullarımı koyalım:)Eski beyoğlu'nun dar sokakları ,Tünel'e yakın bir sokak ve İstanbul'un en meşhur ciğercilerinden biri olan CanımCiğerim'in en üst katına geldik.Ama dedim yaa Eski Beyoğlu diye,,kapıdan girerken Levent bir tabela gösterdi bina zannediyorum 1790 larda yapılmış.Eh haliyler asansör gibi bir beklenti çok yanlış olur olmasına da.Benim bavullar tabiri caiz ise "gavur ölüsü" nasıl olcak bu iş.Neyse oldu bile Levent saolsun zannediyorum o günden sonra bel ağrısı ve sırt ağrısı ne varsa ortaya çıkmıştır...5 katı çıktık.Hayır bavullara ek olarak birde elimde koacamn bir hediye paketi var.İçinde ne mi var.Yiğenime aldığımız kırmızı kumandalı kocaman bir formula arabası var.Toysrus başka yerde yok ya ondan İzmir'den taşıdık.:)Ama napayım özendim.Canım benim beğencek mi acaba?Neyse 5 .kata vardık.Eveleri son derece yeterli şartları itibari ile temiz ama bir hayli kalabalık bir ev.Ne denir Güle Güle Otursunlar walla.Bu arada Birtan nerdeydi hatırlamıyorum ama görüşemedik.Çünkü kendisi bu sene pilot ve şöförler kadar yolculuk yapıcak görünüyor pozisyon gereği.Neyse canım koca 2 ay var kaç kere görüşürüz.Hem planlar var yapılan herkesin bir sözü var.Levent Birtan Ben gezicez ben onlara İstanbul'u öğreticem ,Nihan cadde filan üstelik bu sefer atraksiyonlarla vallaha,Ahmet kokoreç tabikde ,Didem ile lise grubunu biraraya getircez süper olcak,Gökhan'la Moda'da naneli dondurma(unttun mu yoksaa) İpek ile inşallah o Amerika'ya gitmeden buluşup beraber bir kaç gün geçircez...Bakalım neler imkanlı neler imkansız....Vee yorucu bir gün olacak zira 2 aylık sürede kuzenimde kalıcam .Kuzenim eşi ve oğlu Sarıyer'de yaşıyorlar.Hem her sabah onlarda işe giderken bankanın önünden geçiyorlar. hemde ufaklık ile yani Mert Bey ile bu sürede kaynaşma fırsatımız olcak.evet Hülya Ablam yani kuzenimin eşi ile de konustuk akşama doğru onların iş çıkısında buluşcaz.Bu arada babam randevusundayken bizde Genel Merkez de bir güzel kahvaltı ettik çaylar simitler İzmir simidine benzemiyormuş .Allahım yaaa..evet babamla buluşma vakti.Ne yapsak ne yapsak.İstiklal, İstiklal'den Tünel,Tünel'den Bankalar Caddesi (şu meşhur istanbul masalındaki arhan holdingin bulunduğu cadde) vee karaköy iskelesi karşısına kadar yürüyüş.Tam da İstanbul'un tadını çıkartmalık bir gün.Karaköy 'de bir çay ...Ve devam yürüyerek geçilen Galata Köprüsü ve Eminönüü...Babamla gidiyoruz ama şuursuzca.Nereye gittiğimizi bilmeden.Kendimizi Beyazıt'da bulduk.Allahım Temmuz'un son günleri ve hava sıcaklığı bu denli yüksekken biz yokuş yukarı nereye gidiyoruz?dedik babamla ve karar verdik.Bu böyle olmaz akşama kadar vakit öldürcez diye eziyet edilmez.Eee Napsak?İşte muhteşem çözüm yapılcak en mantıklı şey Metrocity'de vakit geçirmek.Ve bir kaç aktarma sonra taksi,metro derken Metrocitydeyiz.Ohhh be rahat rahat gezeriz,sıcak derdi yok,yeriz içeriz.Böyle evsiz gibi dolaşmak ne zormuş canım.Neyseee sonunda saat 6 oldu ve Hülya Abla bizi aldı Metrocity'den.Sıra o 5.kata çıkarttığımız bavulları aşağya indirmekte.Aman tanrımmm...O dar sokaklara girdik ,Leventlerin sokağı kaçırdık.Off bi dol dert.Neyseki evi bulduk sonunda.Vee 5.kattan geri inme vaktii.Levent'e o günkü resepsiyonu için ne kadar teşekkür etsem az:)Veee eve gitme vakti önce İşkullerinde İşbankaı Bilgi İşlem'de çalışan kuzenim(Ferit) işte alınıyor.Ooo özlemişiz wallahi tam eve gidiyoruz deken özlemişiszdir diye boğazda bir yemek yiyelim demişer.İstinye fenerinin arkasında meşhur Set Lokantası..Allahım bu ne kalabalk.Süper bir yemek ve boğazla ilk hasret gideriş...Ve eve vardık ki Mert'i görme hayalim suya düştü ...Sabah gorurum demıstım ama uyandıgımda..Ve işe gidip staj başlangıcından önce tanışmam gerekiyor.Vee ilk heyecanla Kuzenın Jeepini aldık.Aldık almasına ama sonradan fark ettik.Egzos muayenesi geçmiş,sigorta geçmiş,üstelikk tüm bunlardan kötüsü ön plaka düşmüş.Bizim haberimiz yok.Bütün gün gezdik durduk:)Bankadaki herkes çok cana yakın göünüyor tek problemım var açık ayakkabı yasak benmse getırdiğim ayakkabıların %80 i açık,terlik tipii.
Vee staj başlar....İlk gün tanıştığım bir sürü kişi ve adaptasyon sürecim,ve acaba boş oturumuyum endişem.Çok şükür ilk gün gördüm ki endişeye neden yok.İlk gün bile boş oturmadıktan sonra ....Ve Ezgi ile Gülayşe benden önce başlayan 2 stajyer :)Onlar benım için büyük şanstı özellikle adaptasyon sürecimde.Stajım süresince gelen stajyerler oldu Ezgiler gitti Şeyda geldi.Hepsiyle çok eğlendik.Ama Şeyda ile yaşadıklarımızı ve gülemlerimizi unutmam imkansız.Oburiksler iş başında,bankanın ikiz kızları ve hergun en az 3 -4 kişiden gelen "siz kardeşmisiniz?" sorusu,yere düşen para ve alan adam,"Balyimez" bey,Nesli tükenen kuşlar ve kalıntılar,sınav yer ve saatini anlamayıp 3 kere teyid ettirenler,Kezban'dan Aslı olmaya çalışanlar,öğlenleri yenen fıstıklı çikolatalar,Mudo sefaları,son günlerdeki kaçışlarımız:) sen anladın Şeydacım neden kaçıoduk:),yangın tatbikatı,benim sabah mesajlarım "Şeyda ben trafikteyim ve geliyorum",bankaya yük olan yeme poatnsiyelimiz,tatlı konusundaki israrcı tavrın:), son gün "ne bu canım herkesde bugun Mudo'dan bişey almş" repliğimiz,giriş çıkışlarda kapıda yaşananlar ve gülme krizleri ile gözden gelen yaşlar,Şeyda daha çok şey var hemde bir dolu eminim ama bunlar bile yeter .İnanılmaz güsel bir 1 ayı senleyken geçridik.İzmir'den yolun geçerse arayacak bir telefonun var bunu biliyorsun:)Vee alınan referanslar,açılan telefonlar,mülakatlar,sınavlar,kuryeler,işlenenler derken dolu dolu 2 ay geçirdim.Stajımın benim için unutamayacağım bir tecrübe olmasının yanında orada çalışan insanları da inanılmaz sevdim.Umarım İzmir'den yolları geçer ve bana onları ağarlama fırsatı verırler.Ha bu arada Zuzu ile yani Zeyno ile aynı tarihlerde staj ayarladık.daha doğrusu ben bastırdım Zeynep'e aynı tarihler olsun diye o da başka bir bankanın Maslak Şubesi'nde yaptı stajı.Üstelik ilk başta çok mutluyduk çünkü aramızda tam 1 bina vardı .İnanılacak şey değil.Planlarımız öğlen aralarında Metrocity'i Boyner'i Mudo'yu tavaaf etmek.Ama sadece hayallerde kaldı.Onun staj atraksiyonluydu walla.
Salı, Ekim 18, 2005
Perşembe, Ekim 13, 2005
Attila İlhan'dan Attila İlhan İçin.....

BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
İlk defa Mehmet ASLANTUĞ'un sesinden dinlediğim,sonrasında ise kimi zaman Attila İlhan'ın sesinden,kimi zaman başka seslerden defalarca bıkmadan dinlediğim inanılmaz bir şiir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)