
Yazılacak o kadar çok şey varken buraya tekrardan nasıl yazmaya başlamak lazım onu bir türlü kestiremediğim için fırsat bulup yazmaya başlayamıyorum ya da belki hayatımdan eksilenler, hayatıma girenler ve girip çıkanlar sanırım bu işi daha karışık hale getiriyor.Son seneler çoğunlukla hayatın nasıl da pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösterdi... bu kimi zaman sizi güçlendiriyor ve bağlılığınızı arttırıyor kimi zaman ise tam aksine "hayat bu kadar mı basitken hiçbirşey için değmez" dedirtip işin ucunu bıraktırıyor. Tüm bunlar düşündürtmedi değil son zamanlarda doğru yerde miyim?yanlış yerde miyim? içimdekini dilime dökmek doğru mudur? yoksa bu kadarına da gerek yok sus biraz otur mu demeliyim kendime, biraz hayatı akışına mı bırakmalıyım yoksa doğru bildiklerimi okuyup keçi inadımdan vazgeçmeden hayat mı sürdürmeliyim ???Sorular soru işaretlerini getiriyor ve alt alta yazdığınızda ise bakıyorsunuz ki siz aslında soru sormuyor hayatı sorguluyorsunuz.Soruların cevabı ise kimsede değil sadece hayatta..... O zamanda ne diyoruz yaşayıp görcez.Ne yaşarsak yaşayalım sağlam ayakta durucaz ve tanrıya yüzümüzdeki gülümsemeyi alacak şeyler yaşatmasın diye dua edicez...Bu soruların cevaplarını bir kez de yarın sabah Ankara'ya giderken bulutların üstünde arayacağım ne de olsa hayattan en soyut yer orası değil mi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder