
Bafa Gölü kenarında köy kahvaltısı ile başlardı bizim için Bodrum yolu , Bodrum ise küçük yaşımızda kimi zaman annemlerin rakı-balık keyfi yaptığı Gümüşlük sahili demekti, kimi zaman renkli tezgahlar demekti,kimi zaman daracık çarşı sokağı ve annemlere inat aldığım def demekti ya da aile dostları ile geçirilen birkaç gündü ama o zamanlar Bodrum pek de gece hayatını hatırlatan bir kavram değildi.
Bastığımız her yere anlam verenin orada daha önce kimlerle vakit geçirdiğiniz olduğunu ise şimdi şimdi insanlar gider ve mekanlar kalırken anlamaya başladım. Kimi zaman yolda gördüğümüz yüzleri benzeterek kimi zaman duyduğumuz sesleri benzeterek ve hiç bir zaman gerçekten gülemeden özlemle geçen 4.yıl dolduğunda ben küçüklüğümün anılarının olduğu Bodrumdaydım ama yine biraz eksik. Bu sefer anılara renk katacak gruptan öte Bodrumda anlam değiştirmişti benim için.

5 kızın aynı odada kaldığı, güldüğü, zamanı geldiğinde hıçkırarak ağladığı,doyasıya midye yediği, canın istediğinde ve hatta bazen gecenın 2sinde 3ünde ayağını suya soktuğu, birbirini koruyup-kolladığı , rejimdeyiz edası ile start verip yiyerek bitimini getirdiği,Kuşum Aydın’da ellerini havadan indirmediği ve coştuğu,Recep Aktuğ’u dinlerken kimi zaman gözlerinin dolduğu ve romantikleştiği ama avaz avaz eskide olsa şarkılara eşlik ettiği,aynı iskeleye son yüzyılın en efendi çocuklarını görmek için 3 gün üst üste yemeğe gittiği,Maki’de arka masaya çakmak vermenin gururu ile fark etmeden bir sonraki adımda aynı çocuğun üstüne çıkıldığı, isimleri Ali Namık-Can-Boğaçcan olan ve hiç yerleri değişmeyen hep bizi bekleyen 3 duba ile koşulsuz güveni gördüğü, kalbinden geçenleri yaptığı 7 gece ise 365 günün içinde öyle az kalıyordu ki göz açıp kapayana kadar geçmişti artık Bodrum her sene yeni anılarını eklemekteydi eskiler ise kimi zaman gözden 1 damla yaş getirerek hatırlanmaya devam etmekteydi
Sanki hiç dönemeyecek edası ile çok geç bilet bakmanın bir sonucu döndüğüm otobüs yolculuğunda ise önünden geçilen yer yine Bafaydı . Bafa yerli yerinde duruyordu ama Babam yoktu, belki de otobüse binmeye bu kadar gönüllü olmak bundan kaynaklıydı kim bilir….
Bastığımız her yere anlam verenin orada daha önce kimlerle vakit geçirdiğiniz olduğunu ise şimdi şimdi insanlar gider ve mekanlar kalırken anlamaya başladım. Kimi zaman yolda gördüğümüz yüzleri benzeterek kimi zaman duyduğumuz sesleri benzeterek ve hiç bir zaman gerçekten gülemeden özlemle geçen 4.yıl dolduğunda ben küçüklüğümün anılarının olduğu Bodrumdaydım ama yine biraz eksik. Bu sefer anılara renk katacak gruptan öte Bodrumda anlam değiştirmişti benim için.
5 kızın aynı odada kaldığı, güldüğü, zamanı geldiğinde hıçkırarak ağladığı,doyasıya midye yediği, canın istediğinde ve hatta bazen gecenın 2sinde 3ünde ayağını suya soktuğu, birbirini koruyup-kolladığı , rejimdeyiz edası ile start verip yiyerek bitimini getirdiği,Kuşum Aydın’da ellerini havadan indirmediği ve coştuğu,Recep Aktuğ’u dinlerken kimi zaman gözlerinin dolduğu ve romantikleştiği ama avaz avaz eskide olsa şarkılara eşlik ettiği,aynı iskeleye son yüzyılın en efendi çocuklarını görmek için 3 gün üst üste yemeğe gittiği,Maki’de arka masaya çakmak vermenin gururu ile fark etmeden bir sonraki adımda aynı çocuğun üstüne çıkıldığı, isimleri Ali Namık-Can-Boğaçcan olan ve hiç yerleri değişmeyen hep bizi bekleyen 3 duba ile koşulsuz güveni gördüğü, kalbinden geçenleri yaptığı 7 gece ise 365 günün içinde öyle az kalıyordu ki göz açıp kapayana kadar geçmişti artık Bodrum her sene yeni anılarını eklemekteydi eskiler ise kimi zaman gözden 1 damla yaş getirerek hatırlanmaya devam etmekteydi
Sanki hiç dönemeyecek edası ile çok geç bilet bakmanın bir sonucu döndüğüm otobüs yolculuğunda ise önünden geçilen yer yine Bafaydı . Bafa yerli yerinde duruyordu ama Babam yoktu, belki de otobüse binmeye bu kadar gönüllü olmak bundan kaynaklıydı kim bilir….